MÜEZZİNOĞLU, ILO’NUN 106. ULUSLARARASI ÇALIŞMA KONFERANSI’NDA GENEL KURULA HİTAP ETTİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye’nin kucak açtığı 3 milyonu aşkın sığınmacıya yaptığı yardımların bedelinin 25 milyar doları bulduğunu belirterek, “Coğrafi olarak yakınlık hiçbir ülkeyi doğrudan bu olayın tek başına sorumlusu ve yüklenicisi yapmamalıdır. Uluslararası platformlarda uluslararası çözümler geliştirilmesinin zamanı gelmiştir.” dedi.

Müezzinoğlu, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 106. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Genel Kurula hitap etti.

Konuşmasına “Değişen İklimde Çalışma: Yeşil Girişim” başlıklı raporu dolayısıyla ILO Genel Direktörü Guy Ryder’a teşekkür ederek başlayan Müezzinoğlu, raporda belirtildiği gibi iklim değişikliğinin, bugünün en önemli sorunlarından biri olduğunu, doğal hayatın yanında sosyal ve ekonomik hayat üzerinde de ağır etkiler oluşturabilecek önemli bir risk olarak değerlendirildiğini söyledi.

Türkiye’nin birçok uluslararası örgüt nezdinde aktif olduğunu, dünyayı ve bölgesini ilgilendiren meselelere de her türlü katkıyı sağladığını belirten Müezzinoğlu, bu kapsamda Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil işlerin yaratılması konularında üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu bildirdi.

İşgal altındaki Arap topraklarında yıllardır devam eden olumsuzluklar ve ihtilafların ivedilikle çözülmesi ve barış sürecine geçilmesinin çalışma hayatına da olumlu yansımalarının olacağını ifade eden Müezzinoğlu, “Bu sorunun yarım yüzyıldan fazla bir süredir devam etmekte olması, adalet kavramını derinden zedelemektedir. Barışa olan ihtiyaç aşikardır ve uluslararası toplum barış çağrılarında ısrarlı olmalıdır.” diye konuştu.

“Tüm Paydaşlarımızla Etkin Bir Diyalog İçerisindeyiz”

FETÖ’nün hain darbe girişimi nedeniyle istihdamda yaşanan daralmayı aşabilmek için bu yılın başında “Çalışma Hayatında Milli Seferberlik” programını başlattıklarını vurgulayan Müezzinoğlu, şu bilgileri verdi:

“Bu seferberliğimiz sonuç verdi ve yılbaşından bugüne kadar yaklaşık 1,2 milyon istihdam sağladık. Yıl sonunda bu sayıyı 1,5 milyonu ek istihdam, 500 bini de iş başı eğitim programı olmak üzere toplam 2 milyona çıkarmayı ve işsizliği tek haneli rakamlara düşürmeyi hedefliyoruz.”

Müezzinoğlu, Türk kültüründe tarihi oldukça eskilere dayanan sosyal diyalog mekanizmasını politika ve strateji belirleme süreçlerinde etkin olarak işlettiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Ülkemizde çalışma barışını ve refahını sağlamak için her kesimle, tüm paydaşlarımızla etkin bir diyalog içerisindeyiz. Son olarak 1 Ağustos 2016’da başlattığımız, Bakanlığım ile ILO’nun ortaklaşa yürüttüğü ‘Çalışma Hayatında Sosyal Diyaloğun Geliştirilmesi Projesi’ ile örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık ve her düzeyde sosyal diyalogun desteklenmesi yönünde pek çok faaliyet gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda Bakanlık olarak ILO Ankara Ofisi ile 12 Mayıs’ta Ankara’da iki oturumlu bir konferans düzenledik. Özellikle konferansımızın ikinci oturumunu ILO’nun ‘Çalışma Yaşamının Geleceği’ inisiyatifi konusuna hasrederek ilgili tüm sosyal taraflar ve iş dünyası temsilcileriyle çalışma yaşamının geleceği konusunda görüş, öneri ve beklentilerini paylaşma imkanı bulduk.”

Tüm Çalışanların Sendikalaşma Oranı Yüzde 21,8’e Ulaşmıştır”

Hükümet olarak son yıllarda yaptıkları reformlar ve bunların sonuçlarının örgütlenme özgürlüğüne ve sosyal diyaloga verdikleri önemin en açık göstergesi olduğuna vurgu yapan Müezzinoğlu, şöyle konuştu:

“Sendikalı işçi sayısı Temmuz 2013’e kıyasla yüzde 50’lik artış göstererek 1 milyon 547 bine ulaşmıştır. Kamu çalışanlarının sendikalaşma oranlarında ise daha dikkat çekici bir artış söz konusudur. Son 10 yılda kamu çalışanları arasındaki sendikalaşma oranı yüzde 49,7’den yüzde 71,64’e yükselmiştir. Tüm çalışanların sendikalaşma oranı ise yüzde 21,8’e ulaşmıştır. Dünya trendleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de sosyal diyalog ve örgütlü toplum yönünde çok önemli, pozitif bir gelişme olduğu açıkça görülmektedir.”

Uluslararası Toplum Yükü Paylaşırsa İnsanlık Dramı Hafifler

Müezzinoğlu, dijitalleşme ve dördüncü sanayi devrimi ile birlikte farklı nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların istihdam piyasalarını etkileyen ve dönüştüren bir diğer faktör olduğuna dikkati çekerek, 2011’de başlayan ve zamanla iç savaşa dönüşen Suriye krizinin altıncı yılında olduğunu söyledi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük göç olgusuyla karşı karşıya olunduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu noktada ‘açık kapı’ politikası uygulayan Türkiye, kucak açtığı 3 milyonu aşkın sığınmacıya başta insani yardım olmak üzere pek çok alanda destek olmaya devam etmektedir. Bugüne kadar sığınmacılara yapmış olduğumuz yardımların mali tutarı 25 milyar doları bulmaktadır. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki uluslararası toplum bu yükü ve sorumluluğu tüm boyutlarıyla paylaşırsa karşı karşıya olduğumuz bu insanlık dramı bir nebze olsun hafifleyecektir. Coğrafi olarak yakınlık hiçbir ülkeyi doğrudan bu olayın tek başına sorumlusu ve yüklenicisi yapmamalıdır. Uluslararası platformlarda, uluslararası çözümler geliştirilmesinin zamanı gelmiştir.”