BAKAN MÜEZZİNOĞLU, TVNET CANLI YAYININDA GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALARDA BULUNDU

“Hedefimiz İstihdamda 2 Milyonu Yakalamak, Milyon Kere Teşekkürler

“2017 başından itibaren hep şu cümleyi söyledik, bunu Sayın Cumhurbaşkanımızda çok sık söylüyor: Bu millete inanan, güvenen asla kaybetmez. Bu millete inanın ve güvenin. Yatırımcıya, girişimciye, çalışmak isteyene, gelecek hayallerini ve umutlarını bu ülkede yeşertmek isteyen herkese söylediğimiz net cümle, bu ülkeye ve bu millete güvenen asla kaybetmez. Bunu ister özel hayatınızda bakın, ister iş hayatınızda bakın ve özellikle biz AK Parti olarak kendi siyasi hayatımızda kurulduğumuz gündeki o bulanık senaryolar bu partinin geleceği yok, bu liderin ömür boyu siyaset yasağı var dünya kadar. Ama biz özü itibariyle başta bugün Cumhurbaşkanımız, AK Partinin Genel Başkanı ben milletime inanıyorum güveniyorum dedim, bugün geldiğimiz nokta belli.

Ekonomik hayatta da ülkeye ve millete ve ülkenin ve milletin dinamiklerine güvenenler asla kaybetmemiştir. Çok zor bir 2016’da çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Yani Rusya’yla olan uçak krizi, sokakta çukur eylemleri ve terörle yoğun mücadele ve 15 Temmuz hain darbe girişimi. Bütün bunlar 2016’da ülkemize istihdam alanında bir daralma oluşturdu ve işsizlik oranı 2017’nin Ocak ayında yüzde 13’lere çıktı. Ve biz dedik ki, istihdam da milli seferberlik başlatıyoruz. 7 Şubat’ta yanılmıyorsam Sayın Cumhurbaşkanımız bu milli seferberliğin startını verdi ve her ay gün gün takip ettik. İşverenimize, çalışmak isteyene önemli destekler verdik. Hela birdeki 1,5 milyon artı istihdam sağlayacağız.

“İşsizlik Oranını Tek Haneli Rakamların Altına İndirmeyi Başaracağız”

“2017. 1,5 milyonun üzerinde bizim ilave bu işbaşı eğitimler ve diğer desteklerimiz de bu 2 milyon hedefine bunun hedefini revize ettik, şimdi hedefimizi 2 milyonu yakalamak. Şu anda 1 milyonun üzerindeki bir istihdamı yakaladık ve diyoruz ki, milyon kere teşekkürler. Kime? Çalışmak isteyen kardeşlerimize. Milyon kere teşekkürler, kime? İstihdam oluşturan iş adamlarımıza. Milyon kere teşekkürler bütün bu vizyonu koyan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Hükümetimize. Şimdi geldiğimiz nokta Mart ayı işsizlik rakamları yüzde 11.7. İnşallah önümüzdeki ay Nisan ayı gelecek bu rakam da 10 binin altında olacak. Yılsonu istihdamdaki işsizlik oranımız tek haneli rakamlara muhtemelen 9’ın altına indirmeyi başaracağız. Dolayısıyla, şu gün yüzde 13’ü 12.6 Şubat ayı 12.6 Mart ayında 11.7 ve inşallah Nisan ayı rakamları da 11’in altında bir rakam gelecek. Sonra tek haneliyi en kısa zamanda yakalamayı hedefliyoruz. “

“İstihdam Seferberliğimiz 2017’nin Sonuna Kadar Devam Edecek”

“2017’ye ait olan istihdam seferberliğimiz 2017’nin sonuna kadar devam edecek. Yani şu anda biz 773 liralık her çalışanın, artı çalışanın ve artı istihdamın prim yüklerini, vergi yüklerini devlet olarak biz üstleniyoruz, bu 2017 sonuna kadar devam edecek. Ama bizim 2017 sonrasındaki hedeflerimizde ana başlık olarak ne dediğimizde önümüzdeki 5 yıllık sürecinin eylem planını hazırlıyoruz ve inşallah bunu önümüzdeki 10-15 gün içinde kamuoyuyla paylaşacağız.”

Özellikle Gençlerimizin İstihdamını Artırmayı Hedefliyoruz

“Bakın genç işsizlik bizim önemli başlığımız. Ocak ayında yüzde 24,5 genç işsizlik oranı Şubat ayında 23.3 ve bugünkü rakam Mart ayındaki 21.4 şimdi genel işsizlik oranımızı tek haneli rakamlara düşürürken, genç işsizlik oranımız yüzde 20’lerdeyse, bizim buraya da özel bir eylem planı hazırlamamız gerekiyor. Ve bu gençler büyük oranda iyi eğitimli gençler, yani üniversite mezunu, asgari lise mezunu. Bu gençlerin nitelikli, üretken olmaları, nitelikli bir şekilde hem kendileri için hem üretimi için hem Türkiye için çok ciddi katkı sağlayabilecek yaklaşık 1 milyonu aşkın bir genç potansiyelimiz var. Şimdi bunların üzerine kadınıyla, genciyle, kızıyla genciyle diyelim, delikanlısıyla bunlara bir eylem planı, özellikle 18-29 yaş grubuna bir eylem planı hazırlıyoruz. Ve burada istiyoruz ki genç işsizlerimize istihdama yoğun bir şekilde alalım. Türkiye’nin nitelikli eleman sayısı, çalışan sayısı artsın, katma değeri yüksek ürünleri üretebilelim b0u nitelikli insanla olur. Stratejik alanlardaki yatırıma bu gençlerimizi hazırlayalım. Hem stratejik alanların üretiminde olsunlar hem nitelikli çalışan olsunlar hem kendi ekonomilerini hem de ülke ekonomisine katkı sağlasınlar. Dolayısıyla, bir genç işsizlere yönelik bir eylem planı. İki, kadınlarımıza yönelik özellikle genelde ve güneydoğu da kadınlarımıza yönelik artı istihdam, bir de engellilerimize yönelik istihdamı daha yoğun gündemimize alıyoruz. Ve bununla ilgili üç yıl ve beş yıllık eylem planlarını son şeklini veriyoruz. Gençler ve kadınlarla ilgili veya engellilerle ilgili bir taraftan onların nitelikli olarak istihdama katma, diğer taraftan da onların arasında genç girişimciler, kadın girişimciler, engelli girişimciler oluşturabilmesi için de girişimcilikle ilgili de ayrı bir eylem planımızı yine olgunlaştırıyoruz. “

“Dünyada En Çok Büyüyen Ülke Olarak Üçüncü Sıradayız”

“Bir defa yine o cümle geliyor ülkeye ve millete güvenen hep kazanıyor. Ve bu anlamda ticaret hayatı, ekonomi hayatı, sanayicimiz, yatırımcımız 2016-Ekim kasım aylarındaki motivasyonlarındaki düşüşü hızla yeniden motivasyona döndürdüler. Bu anlamda Hükümetin aldığı çok önemli kararlar ve destekler oldu. Başta Cumhurbaşkanımız ve Hükümetimiz onların yanında olduk, onların özgüvenlerine destek oldu ve ülke olarak hep birlikte kazandık, kazanmaya devam edeceğiz. Bu şimdi yüzde 5’ler inşallah önümüzdeki yıl daha iyi olacak 2018 yani yüzde 5’leri üzerinde yüzde 6’lar, 7’lerdeki büyümeyi Türkiye olarak başarabilecek bir potansiyelimiz var. Bu potansiyelden rahatsız olanlar ve korkanlar esasında 2016’da yaşadığımız gibi oyunları, tuzakları bu ülkenin gündemine getiriyorlar. Ama bence siyasi istikrar, ekonomik istikrar ve yeniden büyüyen, hızlı büyüyen, dünyayla güçlü rekabet eden bir Türkiye ve yine dünyada en çok büyüyen ülke olarak üçüncü sıradayız çok önemli. “

“Bu Ülkede Başarı, Umut, Gelecek, Huzur Ve Bereket Var”

“Biraz daha bunu başardığımızda hemen ikiye geleceğiz ki bu kadar olumsuzluklarınla mücadele eden bir ülke. Dolayısıyla, bazıları bu ülkede gerilim var, bu ülkede huzursuzluk var, bu ülkede ayrışma var, bu ülkede böyle saçma sapan cümleleri yok. Bu ülkede başarı var bu ülkede umut var, bu ülkede gelecek var, bu ülkede huzur ve bereket var. İşte dolara bakın, borsaya bakın, işte istihdama bakın, büyümeye bakın. Bunlar matematiksel, pozitif ve dünyanın gelişmiş dünyanın yakalayamadığı rakamlar. Bu, bu milletin potansiyeli başarıyor, bu milletin enerjisi geleceğe onların umudu değerleri başarıyor. Bunu bozmak isteyenleri de bir kıyıya iteceğiz, işimize yolumuza devam edeceğiz.”

“Kıdem Tazminatında Ana Konularımızı Şekillendirme Çalışmaları Yapıyoruz”

“Önümüzdeki günlerde tabi yoğun programlar var özellikle Sayın Başbakanımızın Ramazan işte uluslararası gelen giden kendi ziyaretleri onun başkanlığında bu konuyu gündemimize alacağız. Çünkü bizim burada sosyal paydaşlarımız var. Sosyal paydaşlarımıza götüreceğimiz bir paketi olgunlaştırdığımız da Hükümet olarak önce işçi sendikalarımıza, işveren sendikalarımıza, kamuoyuna götüreceğiz. Şayet burada birlikte bu ülkenin çalışma hayatıyla ilgili daha doğru ve güçlü bir yapının olduğuna inandığımız bir tasarı olgunlaştırabilirsek Parlamento’ya getireceğiz. Şu anda olgunlaştırma çalışmalarını henüz tamamlamış değiliz. Ama kamuoyunda sanki Hükümet birilerini haklarını alıyormuş, almak istiyormuş. Bende karşıyım, ben de karşıyım diyenler sosyal paydaşlarımız bu şekilde duruşlarına devam ediyorsa biz onların karşı olmalarına rağmen, biz dediğimiz dediktir diyecek halimiz de yok, onu da ifade ediyorum. Hayır, bizim Hükümet olarak kıdem tazminatında ana kolonlarımızı şekillendirme çalışmalarını yapıyoruz. Yani burada bir işçinin, çalışanın hakları, iki güvencesi, üç şeffaflığı, dört sürdürülebilirliği; bu dört ana kolon üzerinde bir yasal düzenleme taslağını henüz olgunlaştırmadık. Bu taslak olgunlaşınca paydaşlara gideceğiz, onların bugünkü duruşu devam ediyorsa, o zaman da yapacak bir şey yok.”

“2023 Hedeflerimizden Korkan Bir Dünya Var”

“Bir defa çok pozitif, çok olumlu bir tablo görüyorum. Yani şu hep fırsat bulunca söylediğim cümle: Her bir yaşta 1 milyon 250 bin genci var, 5 yaşlık dilimde 6,5 milyon genci var. Yani bugün 20-25 yaş grubu, 25-30 yaş grubu veya 18-29 yaş grubundaki genç kitleyle ilgili yaptığımız eylem planındaki rakam 12 milyon. Şimdi 12 milyonluk nitelikli güçlü potansiyeli olan, enerjisi olan sağlıklı bir kitle var. Bu sağlıklı, genç, dinamik kitleyi biz ülkenin üretimine ve gelecek vizyonuna pozitif olarak katmayı başardığımız an Türkiye dünyayla rekabette hiçbir sorun olmaz. Zaten 2013 Gezi olaylarıyla başlatılan hadise, bizim ekonomik büyümemizi, ekonomik istikrarımızı ve ekonomik hedeflerimizden ki 2023 hedefleri, sonra inşallah 2035, 2053 ve 2071 hedefleri önümüze gelecek. 2023 hedeflerinden korkan bir dünya var, rahatsız olan bir dünya var. Bunu bu millete yakıştıramayan içerideki dostlarımız var. Ama ne derlerse desinler, bu millete bugünden daha güçlü bir potansiyeli var ve daha güzel günler, daha refahı gelişmiş bir ülke bu millete yakışıyor ve bunu başaracağız.”

“Yapılandırma İçin Haziran Ayının Sonuna Kadar Başvuru Alıyoruz”

“Özellikle 2016’nın zorlukları nedeniyle bizim yine BAĞ-KUR esnafımız veya küçük esnafımızın o dönem borçlarını ödeyememe ve devlete borçlu olma gibi tabloları dolayısıyla yapılandırma talebi geldi. Biz de Parlamentodan yapılandırma düzenlemesini geçirdik. Haziran sonuna kadar müracaatları alıyoruz. Yaklaşık 1.3 milyon esnafımızın devlete prim olarak bize 13 milyar civarında borçları var. Ve bu borçları yapılandırmayla ilgili önümüzde çok az bir gün kaldı, 30 Haziran. Dolayısıyla son 10 günde bunların hızla devlete borçlu olmak her vatandaşımızı mahcup eder, her vatandaşımızı üzer. Biz de istiyoruz ki bunların ödeyebilecekleri bir takvimle devlete borçluyum deme mahcubiyetinden onları kurtaralım. Ve Haziran sonuna kadar müracaatlarını yapsınlar, ildeki müdürlüklerimize yapılandırmalarını da yaparak, kendilerine uygun yapılandırmaları da yaparak sağlıklı bir ekonomik geleceğini planlasınlar.Özellikle bizim primlerini ödeyemeyen BAĞ-KUR esnafımız yaklaşık 90 gün sonra da sağlık hizmeti alamıyorlar yılbaşından bu yana. Şimdi Parlamentoya inşallah bu hafta geldi, bayramdan önce de çıkartabilirsek onlara GSS primlerini, yani sağlıkla ilgili primlerini ayrı diğer primlerini ayırarak ödeyebilecekleri bir yeni sistemle sağlık primlerini ödeyebilecekler ve sağlık hizmeti alabilecekler. O düzenleme de inşallah Parlamentodan bu dönem Meclis kapanmadan çıkarsa onlara öyle bir müjdeyi de vermiş olacağız. “

“Kamuda Çalışan Annelerle İlgili Yarı Zamanlı Çalışmalar Son Aşamada”

“Yasal olarak o düzenleme yapıldı, yönetmelik düzenlemesinde özel sektörde başladı. Özel sektörde başlayan o çalışma dolayısıyla doğum yapmış anneler istihdamdan kopmasın diye biliyorsunuz biz büyükanne projesi başlattık, o başarılı bir şekilde gidiyor. İnşallah onun değerlendirmesini Eylül-Ekim’de yapacağız.Kamuda çalışan doğum yapmış annelerle ilgili yarı zamanlama çalışmaları Başbakanlıkta son aşamada. İnşallah önümüzdeki günlerde de o Bakanlar Kurulunun imzasından sonra yürürlüğe girecek. O da önümüzdeki günlerin sonuçlandıracağı konu başlığı. Biz Bakanlık olarak o çalışmaları tamamladık. Başbakanlık, diğer bakanlıkları burada üniversitelerimizin, özellikle Sağlık Bakanlığının stratejik alanlardaki kadro nedenleriyle bazı istisnalar var. O istisna düzenlemelerinin çalışmaları inşallah önümüzdeki günlerde son şeklini alacak ve bu anlamda kamudaki doğum yapmış annelerin de yarı zamanlı çalışma hakları yürürlüğe girmiş olacak. “

“Hedef Sıfır” Sloganıyla 13 Mayıs’ta Bir Start Verdik Ve Eylem Planı Hazırladık

“Hedef sıfır, yani çalışma hayatında meslek hastalıkları ve iş kazalarında hedef sıfır sloganıyla yaklaşık 1,5 ay önce, 13 Mayıs, 1,5 ay da olmamış, 13 Mayıs’ta bir start verdik ve eylem planını hazırladık. Burada şu anda kamuoyunda da bazı yanlış algı yönetmeye çalışanlar var. Ben bazı rakamları vereyim; 1 milyon 100 bin az tehlikeli iş yeri var. Bunlar pastane, restoran, lokanta, kahvehane, eczane gibi küçük esnafın olduğu 1 milyon 100 bin küçük esnafımız az tehlikeli iş yapıyor. 310 bin civarında tehlikeli iş yeri var ve 300 bin civarında da çok tehlikeli iş yeri var. Şimdi biz 2020 yılına kadar az tehlikeli iş yerlerine olan yoğunluğumuzu erteledik 2020’ye kadar. Bütün konsantrasyonumuzu çok tehlikeli ve tehlikeli, niye? Ölümlü iş kazaları nerede oluyor? Tehlikeli ve çok tehlikeli yerlerde oluyor. Bu anlamda gerek iş sağlığı ve iş güvenliği uzmanı, gerekse iş yeri hekimi sayımızdaki rakamı, bütününe yeterli olmayan rakamı tehlikeli ve çok tehlikeli iş yelerine konsantre ederek burada tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerlerindeki iş kazalarını, ölümlü iş kazalarını ve meslek hastalıklarını minimize edecek yoğun bir programı burada başlatıyoruz. Şimdi bu anlamda 2020’ye kadar az tehlikeli iş yerlerindeki iş yeri hekimliği mecburiyetini erteledik. Şimdi bu erteleme dolayısıyla muhalefet ve bazı işte ülkenin başarılarından rahatsız olan gruplar, bunlar iş sağlığı ve güvenliğini gündemden düşürüyorlar. Hayır, tam aksine hedefe kilitlenen bir gündemi şekillendiriyoruz. 600 bin tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerini merkeze alıyoruz, onları günlük takipleriyle gerek iş yeri hekim, gerekse iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla yakın takibe alarak göreceksiniz burada da 2017-2018 hedeflerimiz 2016’ya göre çok daha başarılı hedefleri yakalamış olacağız. “

“ILO’DA 3 Başlığı Gündeme Getirdik”

“Cenevre’de ILO, gerek konuşmamızdaki mesajlarımız, gerekse ikili görüşmeler. Burada bir defa, biz 3 tane başlığı merkeze getirdik. Bunlardan bir tanesi, barış ve huzur. Son dönemde, özellikle son 25 yılda bölgemizde ta Afganistan’dan başlayan ve son dönemde de Irak, Suriye’yi alan ciddi düzeyde barışın belirli güç odakları tarafından bozulduğu ülkeler var, bu ülkelerdeki insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Ve burada iç barış olmadığı için, huzur olmadığı için dünyada göç hareketleri çalışma hayatını da olumsuz etkiliyor, dünya barışını da olumsuz etkiliyor ve bu anlamda da en güzel örnek ülkemiz ve Türkiye ve yanımızdaki Suriye. 3 milyon Suriyeli gelmiş, 3 milyon Suriye 5-6 yıldır, yalnız bizim ülkemizde 3 milyon, geneline baktığımızda 7 milyon, dünyaya baktığımızda bu anlamda milyonlarla ifade edilen insan evinden, barkından, ülkesinden, memleketinden ayrılıyor. Burada iç barışlar bozuluyor, huzur bozuluyor, ama gelişmiş dünya buna seyirci kalıyor. ILO’da dedik ki, daha çok barış, daha çok huzur için daha etkin çalışma yapılması lazım ki herkes kendi ülkesinde, kendi vatanında huzur içinde geleceğinin kaderine sahip çıksın.Diğer bir konu başlığı, ülkemizdeki çalışma hayatıyla ilgili, sendikal hayatla ilgili. Burada da özellikle son 10 yılda yakaladığımız başarıları ve 2016’da yaşadığımız olağanüstülüklere rağmen ülkede istihdamda da, sendikalaşmada da geldiğimiz başarılı oranlar var. Gelişmiş dünyanın standartlarını, neredeyse özellikle sendikalaşmada yüzde 21.8’lik bir sendikalaşmamız var ki bu dünyada trendlerine uygun bir rakam.Diğer taraftan üçüncü başlık da, yeşil çevre, yani dünyayı kirleten bir dünya olmaktan, çevreyi koruyan, dünyayı koruyan, gelecek dünyayı koruyan bir bakış açısına destek verdiğimizi, her alanda olduğu gibi bu alanda da Türkiye’nin dünyanın geleceğine olumlu katkı sağlayacak tüm organizasyonlarda aktif olarak olmuştur, olmaya da devam edecektir dedik ve önemli mesajları ILO’dan vermiş olduk.”

“CHP Hiçbir Zaman Hukuk Devletinden Yana Olamamıştır

“Öncelikle hadiseye yalnız Enis Berberoğlu başlığıyla bakarsak bizi farklı bir yere götürebilir. Hadiseyi son 4 yılda, özellikle Gezi olaylarıyla başlayan Türkiye’nin birlik, beraberliği, bütünlüğü, demokrasisi, hukuk devleti ve anayasal düzenle ilgili baktığınız zaman hep işin arka perdesi var, Gezi olaylarının bir arka perdesi var, 17-25 Aralık’ın bir arka perdesi var, MİT tırları hadisesinin bir arka perdesi var, 15 Temmuz’un zaten herkesin gördüğü net bir arka perdenin oyunu var.Şimdi burada bu 80 milyon ülke insanın hukuk devleti, anayasal düzeni ve büyük hedeflerinden rahatsız olan bir dünya var. Bu dünyanın içeride ve dışarıda maşaları var ve bu maşalar çok farklı senaryolarla ülkenin kaderiyle oynamaya çalıştılar ve hala da değişik senaryolar uygulama gayretleri içinde. MİT tırları esasında bir ülkenin, milli bir devletin milli çıkarlarını bir başka yere pas etme veya engelleme anlamında çok önemli bir operasyon. Yani orada yapılan hadise sıradan bir kontrol değil, tam aksine savcısıyla, hakimiyle, müdahale edeniyle, medyaya pas edeniyle, medya aracılığıyla kamuoyu algısı yönetme anlamında müthiş bir algı operasyonu var. Şimdi o hadisenin baktığın zaman Can Dündar nerede, bir ayağı olan Can Dündar nerede? Can Dündar’ı devlet boyutuyla koruyan ülke neresi? Bütün bunlarda arka planı ve işin hedefini iyi analiz etmezsek ve göremezsek, ya bir parlamenter tutuklanır, bir parlamenter demokrasilerde niye cezaevine konur noktasına geliriz ki, bu sefer de parlamenter demokratik sistemde seçimle gelmiş birine niye bu yanlış yapılır noktasına geliriz.

Esasında burada Cumhuriyet Halk Partisinin kendi duruşunda özü itibarıyla bir yanlış. Bir, oldum olası milli iradeden yana olamamıştır, oldum olası hukuk devletinden yana olamamıştır, oldum olası demokrasi ve insan haklarından yana olamamıştır. Dolayısıyla burada şu anda yalnız Enis Berberoğlu’nun şahsında yaptıkları bu eylem bu çerçevede baktığımızda doğru, haklı neticede. Ama organizasyonun ve operasyonun millet adına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bir operasyonun içinde bilerek veya bilmeyerek, ona hukuk karar verecek, bir yanlışın içinde olan birinin mutlaka hukuk çerçevesinde hesap vermesi gerekir.”

“Sanıklar Görmedim, Duymadım, Bilmiyorumu Oynuyorlar

“Bir tiyatro oynuyorlar ve sanki onlar o fiziki yapılarıyla, bu akıllarıyla, bu şeyleriyle fiilen orada yokmuşlar, 249 şehit olmasının ana müsebbipleri değillermiş gibi, görmedim, duymadım, bilmiyorum ve yine arka plandan gelen talimatlara göre bir savuma mekanizmasını görüyoruz. Ama adalet sistemi bütün bunları en kısa zamanda çözecektir.Burada millet adına siyaset yapan, ülke adına siyaset yapan siyasi partilere birinci öncelik, millet adına ve devlet adına duruş önemlidir. Bu devletin bölünmez bütünlüğü, bu devletin anayasal sistemi, bu milletin demokratik hak ve özgürlükleri, geleceğe olan gidişi, buna müdahale eden yapıların savunucusu olamayız, onun koruyucusu olamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisinde parlamenter yemi ederken anayasa düzene sahip çıkacağımızı, ülkemizin birlik ve beraberliğine sahip çıkacağını, bu vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacağımıza ait yemin ettik.Peki, bu olalar, MİT tırları hadisesi, 15 Temmuz, 17 Aralık-25 Aralık belirli bir şahsın yaptığı yanlışlar üzerine mi veya şahısların, yoksa ülkede anayasal düzeni bozmaya yönelik, ülkenin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik, bütünlüğünü bozmaya yönelik operasyonlar mı? O zaman siyaset ve siyasi duruş bunu okuması gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi ya bunu okumak istemiyor yahut da kendi oldum olası duruşunu bile milletten yana değil, belirli çıkar odaklarından yana kullanıyor, bu yanlışı da milletimiz zaten görüyor.”