BAKAN MÜEZZİNOĞLU, CNNTÜRK CANLI YAYININDA GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, CNNTÜRK canlı yayınında gündemi değerlendirdi.

“Biz 2017’de başlattığımız istihdama teşvik veya istihdam eylem planı gerçekten son derece başarılı geçti. Ve biz şu anda özel sektörün istihdamında 1 milyonun üzerindeki bir artı istihdamı 5 ayın içinde yakaladık. Ve burada işsizlik oranlarındaki yüzde 13’e kadar tırmanan işsizlik oranları şimdi artık yüzde 11.7’ye inşallah bu ayın rakamları da ayın 14-15’nde açıklanacak. Bu ayın değil, bu ay açıklanacak Nisan ayınınki. Ve inşallah burada da yine bir puan civarında bir düşüşü bekliyoruz. Yani 10,5 rakamlarına 10.6 veya 10.5’li rakamları yakalayacağız. Ama yılsonu inşallah bu şeyimiz tek haneli işsizlik rakamları tek haneli şeye inecek. Burada bu mevcut teşviklerimizle ilgili bir yeni kararımızı açıklayayım sonra bundan sonraki döneme geçeyim. Burada biz verdiğimiz teşviklerde Şubat ayında belirli kurallar kimler teşviklerden yararlanabilir kuralları koymuştuk ve bu 5 ayın içinde istifade etme düzeyinde işverenlerimizden bazı şikayetler geldi yeterince istifade edemiyoruz diye genelgemizden kaynaklanan. İşte 3 ay işsiz kalma, sigortasız olma şartı gibi, işte mevsim bitimi, kampanya bitimi gibi olanlarda bir defa artık 3 ay, 6 ay şartlarını ortadan kaldırıyoruz. Ve mevsimlik veya kampanyaları 6 aydan 3 aya, diğer 3 ay olanı da 10 gün, yani 10 günlük bir sigortasızlığı varsa hemen yine bunu artı istihdamdan yararlanabilecek. “

“Teşvik Genelgesi İle 3 Ay İşsiz Olma Şartına 10 Günlük Bir İstisna Getiriyoruz”

“Mevcut uygulamamızın önünde var olan engeller veya istifade etmekten yararlanmak isteyen 3 ay sigortasız olma şartı vardı mesela, şimdi diyoruz ki, hani istismarları önlemek için. 10 gün sigortasız ise bu kişi yani biz onu işe alalım, yani buyurun teşvikten yararlanın. Daha önce 3 ay işsiz sigortasız olma dönemini bekleme durumunda kalmasın. Diğer taraftan da 2016 Aralık ayı itibariyle hiç işçi bildirmemiş 2017’de yeni iş kuracak. Şimdi 2017’de işini planlayanlara şöyle düşündük: Bu zaten neticede işini kuracaktı ve istihdam yapacaktı. Bu artı istihdam kapsamına girmez dolayısıyla, o ne kadar işçi alacaksa alsın. Niye? Projelendirmiş, işini kurmuş ve biz 2016 sonundaki işçi sayısının üzerine, sigortalı sayısı üzerine arttı dedik. Yeni kurallar için burada yeni kurallarda burada şimdi yararlanabilecek artık. Diğer taraftan da 2017’de yılında faaliyete gelen iş yerlerinde işe alınacak her bir sigortalı teşvikten yararlanır. Yani 2017’de faaliyete geçmiş yeni kurmuş hemen yeni artı istihdamdan yararlanacak. Dolayısıyla, mevcut teşviklerin muhatap kitlesindeki hedef kitle genişletildi veya hedef kitlenin önündeki engeller kaldırıldı. Dolayısıyla, işverenlerimize de, işe girmek isteyenlerimize bunu bir müjde olarak bugün verebiliriz. Genelge yalnız 1 Ağustos itibariyle yürürlüğe girecek.Bugün ilk defa söylediğim cümle. Şimdi artık 2017’nin teşvikleri istihdamla ilgili bu boyutuyla yılsonuna kadar devam edecek ve bu 1 Ağustos’taki yenilikle beraber. Şimdi artık önümüzdeki dönem, yani Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımızın, bütün bakanlıklar 2017 sonuna kadar, 2018’e önlerindeki eylem planlarını hazırlasınlar. Bizim Türkiye’nin şu anda Hakan Bey en büyük sorunu veya başarması gereken en önemli hadise ekonomisini mutlaka yüzde 5’in üzerinde büyütmesi lazım. Çalışma Bakanı olarak beni de ilgilendiren kısım bizim hepimizin ülke olarak.”

“Teşviklerin Hedef Kitlesi Genişletildi”

“Biz her yıl 1 milyonun üzerinde istihdam sağlamamız lazım. Her bir yaşta 1 milyon 250 bin gencimiz var Dolayısıyla, biz Türkiye olarak her yıl artı 1 milyon civarında veya üzerinde yeni istihdam alanları oluşturmamız lazım. Bunun içinde yatırımcının, girişimcinin, çalışmak isteyenin, çalışmak isteyenin nitelikli eleman olmasında ciddi bir vizyon oluşturmamız lazım. O nedenle biz şu anda genç işsizlik oranlarımız yüzde 24’den, yüzde 21’e indi. Şimdi burada istiyoruz ki, bunu da yüzde 15’lerin altına çekelim. Bu anlamda umutsuz olmasınlar ve bizi iyi takip etsinler. Birazcık da tabi çok ideal peşinde koşmak yerine yani başarabilme peşinde koşsunlar. Çünkü bazen genç hedefine çok ideal bir noktayı koyuyor. Daha gerçekçi, daha böyle reel. Oraya bir başlasın, çark bir dönsün yarın buradaki başarıları o farklı alanlara taşır. Burada iki başlığımız var. Bir, gençlere istihdamda bir nitelikli olma yönünde eğitim desteği ve eğitimle birlikte garantili iş desteği. Yani burada üç yıllık bir eylem planımız var. Belirli bir alan bu stratejik alanlar olacak. Biri bilişim, diğeri sanayinin stratejik alanları, enerji gibi Hükümet Programındaki stratejik yani Türkiye’nin katma değeri yüksek alanlardaki üretime dönmesi lazım. Dolayısıyla burada nitelikli yüksek teknolojiye dolayısıyla burada nitelikli alana ciddi bir teşvikimiz 5 yıla doğru yayılan bir teşvik, yani birinci. Bu alanlarda özellikle. Ve yaklaşık bu alanda Başbakanımızla da rakamları paylaştıktan sayısal ki hedef kitle sayısalı paylaştıktan sonra inşallah onları da söyleyeceğim. Ama bir nitelikli olması için eğitim aldığı dönemi fiilen çalışıyormuş gibi dönem sayacağız ve fiilen çalışıyormuş gibi maaş vereceğiz. Sonra orada fiilen çalışmaya geçeceğiz. Fiilen çalışmada da işverene teşvik vereceğiz. Birinci yıl teşviki, ikinci yıl teşviki ve üçüncü yıl teşviki ki orada o kalıcı ve güçlü bir nitelikli uzman olabilecek boyuta gitsin ve Türkiye orada o işverenin ortamında standardını yükseltebilsin. Şimdi burada bir de bu gençlerimize genç girişimci desteklerini vereceğiz ki bizim 2-3 gencimiz vizyoner projeler. Yani şu an o son dönemde dünyada vizyoner projelerin baktığım da Facebook kim oluşturdu? 4-5 tane genç bu Facebook’u katma değeri milyar dolarlar”

“3 Yıllık Eylem Planımız Var”

“Genç girişimcilerimiz bu anlamda hani biz istiyoruz ki bir akıl teri ve alın terini birlikte dökebileceğimiz bir dönemi gençlere yansıtalım. Yani biz Hakan Bey, burada benim rahatsız olduğum Türkiye’nin ve bu milletin 150 yıldır en büyük kaybı akıl terini arkada bıraktı hep alın terinin üzerinde yürümeye çalıştı. Akıl teri dökenlerse 150 yıldır bu milletin alın terini istismar etti veya ondan istifade etti. Biz alın terimizle, alın terimizi birbiriyle güçlü yürüyen, akıl terini de bundan sonraki dönemde öncelikleyen bir yol haritasını özellikle gençlerimiz üzerinden yaygın bir şekilde yapmak istiyor onun için gençler umutsuz olmamalı.

“Yüzde 50’lerin Üzerine Bir Mutabakat Zemini Bulursak Yüzde 70’lere Taşıyacağız”

“Yazılı talepleri önümüzdeki hafta Perşembe’ye kadar bekleyeceğiz, sonra da 15 Temmuz’un bu yoğun ortamı olacak. 14-15-16 Temmuz 15 Temmuz hain darbe girişimi yıldönümü o nedenle yoğun farklı programlarımız olacak, ama ondan sonraki hafta 20’sine kadar bize gelen taleplerin, önerilerin dosyalarını inceleyip ortak noktaları bulmaya çalışacağız. Ve biz gerek işveren sendikalarımız, gerekse işçi sendikalarımızın birlikte yüzde 50’lerin üzerinde bir mutabakat zemini bulursak onlarla çalışmalara devam edip yüzde 70’lere taşıyacağız ve ondan sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisine havale edebileceğimiz bir yasa tasarısı oluşturabilirsek onu Meclis’e havale edeceğiz. Ama baktık ki, hakikaten daha henüz bu anlamda iki tarafın da ortak noktaları çok uzakta o zaman bir süre kamuoyunun önünde bu konuyu konuşmaktan çekilip daha fazla tarafların bu anlamdaki önerilerini olgunluk noktasına nasıl götürürüz diye mutfak çalışmasına devam ederiz. Yani o sözlü ortamın havasını şu anda söylemekten ziyade, yazılı belgelerin pozisyonunu görmek lazım.

“Çalışana Şeffaflık, Güvence, Hak Koruma Önemli”

“Şimdi burada bizim öngördüğümüz bir modelden ziyade, Türkiye’nin çalışma hayatıyla ilgili kendine ait modelini oluşturmaya çalışıyoruz ve burada ben özellikle 4 tane kelimeyi merkeze aldık bunu Hükümetimiz olarak da EKK’da da bunu böyle. Bir hakkaniyet, bu kimin hakkı? Çalışanın hakkı. Çalışanın hakkını nasıl koruruz? İki, bunu güvenceli bir yapıya nasıl taşırız? Çünkü şu anda işverenin kasasında birikiyor çalışanın hakkı, güvenceli bir yapıya nasıl taşırız? Üç, bunun çalışanın hakkı olduğuna göre çalışan bunu şeffaf olarak nasıl görür, nasıl takip eder ve haklarını ne zaman, nasıl kullanacağına ait tasarrufu kendisi nasıl değerlendirebilir? Dolayısıyla, çalışan adına şeffaflık, çalışan adına güvence, çalışan adına hakkının korunabilmesi, bizim adımıza da sürdürülebilirlik yani işveren, Hükümet ve taraflar adına sürdürülebilirliği. Yani bir 3 yıl sonra 5 yıl sonra ya bu sürdürülebilir bir model değil dolayısıyla, bunun bedelini yine işçi ödesin değil, tam aksine veya hükümet bütçeden desteklesin diyerek değil, bu yapı sürdürülebilir olsun. Hak kaybı anlamında çünkü yüzde 80’ne varan bir mağduriyet var. Bu mağduriyetleri ortadan kaldıracak bir yapı olsun. Kişinin hakkı olduğuna göre kişi bu hakkının tasarruf yetkisini onun şeyinde nasıl şekillendirebiliriz? Bu dört başlığı verdik bu dört başlığa taraflardan biri bir ilave başlık daha koyalım dedi ona da evet dedik, o da devamlılık ve tecrübe, yani 10 yıl sonra tecrübeli bir elemanın aynı iş yerinde devamlılığını sistem nasıl sağlayacak? Evet, bununla ilgili de önerileri alalım dedik. Birde yani mevcut şu anda bizim 13 milyon çalışanımızla yarın işe gireceklerin sisteme entegrasyonu konusundaki önerileriniz ne olsun? Bizim mesela şunu diyebiliriz: Bir, mevcut çalışanlar biz mevcut pozisyondan memnunuz aynen devam ediyoruz diyebilirler veya biz işverenimizle anlaştık yeni sisteme geçiyoruz diyebilirler. Bütün bunlarla ilgili önerilerini de yine bekliyoruz.”

“36 Hastanın Tedavisine Başlandı, 118 Hastanın Durumu İnceleniyor, Bir Hastanın Yıllık Maliyeti 700 Bin Dolar”

“Dün yayınlandı. Özellikle burada Sağlık Bakanlığımızın belirlediği kriterler ve Bilim Kuruluna geçen SMA vakalarımızın dosyaları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödemeye veya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temin edilip hastaya herhangi bir katılım payı ödenmeden talep edilmeden hastaya temin edilmeye. Şu anda 36 vakanın ki fiilen temin onayı verildi. Yani 36 SMA’lı çocuğumuzun tedavisine başlandı. 118 vaka Bilim Kurulunun incelemesinde. Hakan Bey, burada ilacın hangi vakalarda faydalı olacağı ve bu Bilim Kurulundan geçen dosyaları biz bu hastaya bu ilaç kullanılsın denilen vakalara biz ilacı temin etmeye başladık. neticede bu ilacın deneme ilacı, tedavide belirli grup hastaların tedavisinde faydası olduğu gözlenen bir ilaç. Dolayısıyla, hangi grup vakalarda tedavide anlamlıysa bir ona Bilim Kurulu karar verecek… Burada önemli olan tabi şimdi her hasta sahibi özellikle burada anne babalar evlatları ve gözlerinin önünde yani milyonda 1’de olsa yani bir deneyelim diyor. Ama Bilim Kurulu diyor ki, ya bu vakada zaten faydası yok. Burada bir geçiş dönemi bunu medyada bu anlamda duyarlı olmalı. Duygu bu ilacı üretenlerin duygu sömürüsüne alette olmamak lazım. Bir hastanın maliyeti tedavi maliyeti yaklaşık 700 bin dolar. Yıllık 700 bin dolar. Şimdi burada faydası olacaksa bizim SGK olarak, Hükümet olarak parayı hesaplayacak bir şey mi? Ama neticede milletin imkanlarını kullanıyoruz ve burada bizim üretici firmaların duygu sömürülerine de teslim olmamamız lazım.”

 “Savaştan Kaçmış İnsanlara Karşı İnsani Duygularımızı Ön Planda Tutalım”

“ Bir defa tabii bizim Suriyelilerin, nitelikli Suriyelilerin istihdamında açıkçası ciddi bir düzeyde kayıptayız. O işte doktor geldi, mühendis geldi, eğitimli, nitelikli imkan sahiplerini esasında ilk bir-iki yılda…Onların çalışma hayatına veya onların işte denklikleri falan konularında çok zaman kaybettik ve onları büyük oranda kaptırdık. Orada bizim dinamiklerimizin o yoğunlukta onları stratejik olarak görüp stratejik olarak yol haritası belirlemede geç kaldık. Şu anda var olanlara yol haritası belirledik, ister hekim olsun, ister mühendis olsun, işadamı olsun, bütün bunlarda belirli bir şey oldu, ama büyük çoğunluğunu kaybettik veyahut da kaçırdık. Diğer vasıfsız diyebileceğimiz çalışma istihdamda olması gerekenleri de kendi istihdam ortamlarımızı olumsuz etkilemeyecek şekilde planlamalar yaparak bir iş yerinin yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde Suriyeli istihdamı yapabilme planlamasını yaptık. O anlamda şu anda daha düzeltmemiz gereken bir-iki alan var, ama belirli bir noktayı yakaladık. Burada kamuoyundan şunu beklerim: Tahrik edici veya duygusal cümlelerle bu zorda olan ve memleket bırakmış, vatan bırakmış, savaştan kaçmış insanlara biraz daha fedakarlığımızı veya insani duygularımızı ön planda tutmaya devam edelim diyorum. “

“Sağlık Primini Ödeyen Sağlık Hizmeti Alacak”

“Şimdi prim borcu olan BAĞ-KUR’lularımız yılbaşından bu yana 60 günlük prim borcu olan bu 90 güne kadar yatırmaya bağlı, sağlık hizmeti alamıyorlar yılbaşından bu yana. Alamıyorlar. Bu şekilde mağdur olan borçlu BAĞ-KUR’lularımız var. Şimdi Sağlık Bakanlığımız Bakanlar Kuruluna yılsonuna kadar prim borcu olsa dahi yılsonuna kadar sağlık hizmeti alabilmelerine ilişkin bir Bakanlar Kurulu kararını inşallah önümüzdeki haftalarda getirecek ve bu tür mağdur olan BAĞ-KUR’lularımız sağlık hizmeti alma mağduriyetini yaşamayacaklar.Sonuna kadar. Bizim de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne götürdüğümüz yeni yasal düzenleme inşallah Meclis şimdi tatilde Ekim ayında bunu yasalaştıracağız ve sigorta primleriyle sağlık primleri kalemini ayırıyoruz bundan sonraki dönemde yasal düzenlemeyle, diğer emeklilik ve diğer sigorta primlerini ödemese bile yalnız sağlık primini ödeyen BAĞ-KUR’lularımız sağlık hizmeti almaya devam edecekleri bir yasal düzenlemeyi de bu yıl içinde tamamlayacağız.”

“Yeni Düzenleme Çalışanın Hakkını Koruyacak”

“Bugün bir Almanya’da, bir Danimarka’da, bir İsviçre’de bu tür işçi kölelik sistematiği var diyorsanız, burada da bu bunu sağlıyor deriz. Burada bakın, hayat çok dinamik, dünya çok hızlı bir yarışın içinde. Hele hele çalışma hayatı artık bundan 20-30 yıl öncesi işte işyerini sabah 9’da açtım, akşam 6’da kapadım yok artık. Artık siz uçaktan iş yönetebiliyorsunuz. Bundan 20 yıl önce masanın başına gelmeden, raftan dosyaları almadan, geçen yılın dosyalarını arşivden getirmeden çalışamıyordunuz, şimdi öyle bir şey yok. Şimdi arabada giderken biz birçok şeyimizi çözüyoruz, işadamı uçakta giderken birçok şeyi çözüyor. Dolayısıyla bir esnek çalışma, belirli süreli çalışma, 24 saat devam eden bir hayatta biz esnek çalışmayı ve geçici çalışma sistemlerini düzenlemezsek, kalıplara kendimizi mahkum edersek biz ne işsizliği azaltabiliriz, ne dünyayla yarışta biz girişimciliğimizle başarılı olabiliriz. Dolayısıyla burada önemli olan ne? Çalışanın hakkını koruyan düzenleme. Uzaktan çalışıyormuş çalışsın, kısa süreli çalışıyormuş çalışsın, gece çalışıyormuş, Cumartesi, pazar şimdi bugün Cumartesi, pazar, bayram çalışmayan meslek veya iş yeri sayısı çok azaldı. Peki, biz eskiden bundan 40 yıl öncesi yasal düzenlemelerin getirdiği kalıplarda ne sendikalarımız kalmalı, ne de iş hayatı buna müsaade ediyor. Dolayısıyla, bir burada bizden istenmesi gereken hukuktan Hakan Bey’in 7 gün belirli saatten bazen 2 saattir, bazen 15 dakikadır, bazen 24 saattir bütün bunlardaki haklarını koruyan bir düzenleme var mı? Dolayısıyla, bunu başarabilecek bir esnekliğe burada bana benden kamuoyunu ve sendikaların istemesi gereken şu: Hakkını koru kardeşim hakkını koru. 3 saat çalışmış evet gelsin benim öğrencim. Bir üniversite öğrencisi işte akşamüzeri çıktı ya 3 saatlik bir büfede çalışmak istiyor.”

“Tehlikeli İşyerlerini Yakın Takibe Alıyoruz

“İş sağlığı ve güvenliği bizim önümüzdeki sürecin en önemli dört başlığından biri ve 13 Mayıs’ta bunu Soma faciasının olduğu gün başlattık, günün anısına başlattık ve dün sabahta biz illerle her 15 günde yaptığımız toplantıda da medya da oradaydı söylediğim, birinci gündem maddemiz tehlikeli, çok tehlikeli iş yerlerini yakın takibe alıyoruz. Eğitim bilinçlendirme, danışmanlık ve ceza bütün bunları yoğun bir şekilde önümüzdeki bu yıl ve eylem planı olarak önümüzdeki en önemli gündem maddelerinin başında iş sağlığı ve güvenliği.”