BAKAN MÜEZZİNOĞLU, 24 TV CANLI YAYININDA GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALARDA BULUNDU

 

“Kıdem Tazminatı Düzenlemesinde Hak Kaybı Olmayacak”

Şu anda çalışanlarımızın yüzde 85’i hak kaybı pozisyonunda. Yani mevcut pozisyonda bizim 13 milyon çalışanımızın yüzde 85’i, yaklaşık 10 milyonu şu andaki yapıdan mağdur ve bu mağduriyetler dolayısıyla dünya kadar mahkemeler, mahkemelere gidebilenler var, gidemeyenler var. Ve dolayısıyla şu anda sürdürülmesi çok zor olan ve çalışan açısından da mağduriyetin yüzde 85’lere geldiği bir yapı.

Bir defa, yüzde 85 mağduriyet olduğunu, bir, sendikalar kabul ediyor. İki, bütün taraflar kabul ediyor. Şimdi bu yüzde 85 mağduriyetin olduğu bir yapıda yüzde 15’in hak ve hukukunu merkeze alarak, o da olmaz, bu da olmaz diyen bir yapı var. Bu çok doğru değil, çok da sürdürülebilir değil. Şimdi biz diyoruz ki, mevcut çalışanların haklarının asla dokunulmadığı, bundan sonra çalışacak olanların da mevcut hakları merkeze alarak hakkaniyeti, yani hak kaybı olmayacak güçlü, şeffaf, sürdürülebilir bir yeni yapı kuralım diyoruz.

Bir, mevcutlar memnunsa bu yapıdan, memnun olanlar bu yapıda kalsın. Bir defa mevcut 13 milyona diyoruz ki, biz sana dokunmuyoruz şayet memnunsan. Ama burada bir sorun var,  çünkü yüzde 85’iniz mağdur oluyor.

Yarından itibaren, farz edelim yasa düzenlendikten sonra ilk defa işe girecek olanlara da diyoruz ki, bir, sen 1 ay da çalışsan, 1 yıl da çalışsan, 13 yıl da çalışsan senin hakkın işverenin kasasında değil, devletin güvencesinde bir yapı kuracağız ve o yapıda birikecek ve o birikimleri senin adına şeffaf bir şekilde göreceğin, senin adına olan hesapta göreceğin, senin adına olan hesaptan da yıllara sari birikimlerini gördün, 6 yıl dolduğunda avantajın bu, şu şu destekler var. Dolayısıyla 6 yılı bekleyeyim derken avantajları elde edeceksin, beklememeyim diyorsan birikimini 6 yılı kadar olan nemalanmasıyla alacaksın veya 3 yıla veya 13 yıla.

Ama şu var: bir, senin hakkın senin hesabında olacak. Güvencede olacak, iki. Ve sürdürülebilir bir yapı kurmak…

“Mevcut Sistemde Kalmak İsteyenler Devam Edecek”

Hayır, siz şayet işvereninizle anlaşılır bu yeni sisteme girmek isterseniz bir zorlama yok, girebilirsiniz…

Mecburiyetiniz yok, ben burada memnunum ve geldiğim nokta, 5 yıl sonra da gideceğim nokta hakkında hiçbir tereddüdüm yok, yeni sistemle de uğraşmak istemiyorum, ben burada kalmak istiyorum, en tabii hakkın, kalabilirsin.

Yani şu anda üzerinde çalıştığımız bu.

Bir, mevcutlar ben bu koşullarda haklarımdan memnum ve böyle kalmasını istiyorum, yeni bir sistemle de muhatap olmak istemiyorum, bu hakkındır.

İki, yeni sistemi gördüm, yeni sistemin bana göre avantajlı yerleri var, dolayısıyla ben işverenimle oturdum anlaştım, o avantajlı olduğu için buraya geçiyorum, bu hak da sizin hakkınız.

“Sistemde Kaldığınız Süre Oranında Tazminat Alınabilecek”

 

Şimdi orada sistemde kalmayla paralel gidiyor günlerimiz. Yani sistemde 3 yıl kaldıysa o kadar günü alabilme şeyi yok, ama sistemde farz edelim 15 yıl, 20 yıl kaldı, 1 ayı da geçebiliyor. Yani sistemde kalmayla ilgili bir oranlama var. Dolayısıyla bunu şu anda daha biz Sayın Başbakanımızın başkanlığında son halini verdikten sonra diğer detaylara da gireriz.

Ama benim burada söyleyeceğim, bir, şu anda yüzde 85 mağdur, bu mağdurları görmemezlikten gelemeyiz. İki, bu işçinin hakkıdır, bu işçinin hakkını korumalıyız. Koruyan sistem işverenin kasası olmamalı güvencede, hesabın yetkisi çalışanda olmalı, yani benim adıma olan hesapta olmalı. Bunu 3 yıl, 5 yıl, 15 yıl, 25 yıl, ihtiyacı oldu yarın, ne zaman değerlendireceksem değerlendireyim, mademki benim hakkım, benim cebimde biriksin veya benim hesabımda biriksin.

Dolayısıyla, bir hakkaniyet, iki güvence, üç şeffaflık.

ani ben bileceğim, ben 3 yıl çalıştım, benim hesabımda şu kadar birikti, 3 yılı doldurduğumda devletin şöyle bir katkısı var veya birikimin şöyle bir getirisi var, 5 yıl olduğunda şu getirisi var, bütün bunları göreceğim, bu getirilere göre kendi hesabımı kendim yapacağım, kendi haklarımı kendim koruyacağım, sistemde bunu şeffaf bir şekilde sürdürülebilirliğini sağlayacağım.

“Devlet Katkısı İle İlgili Çalışıyoruz”

Çalışıyoruz, tabi.

Şu an söylersem doğru olmaz.

Bütün bunlar, tabi burada işveren payı var, sistemin ana ayaklarını netleştirmeden burada şuradan şu gelecek, buradan bu gelecek demem doğru olmaz.

Ama çalışanımıza şunu söylemek istiyorum, işverenimize: Bir, çalışanın hakkının korunduğu.

İki, işveren ilave yük gelmediği.

Üç, işverenin kasasında birikmeyen işçi adına, onun adına olan bir hesap.

Dört, kamu adına da sürdürülebilir bir yol haritası.

Yani binanın ana kolonlarını bu 4 cümle üzerine koyduktan sonra, biz paylaşma noktasına geldiğimizde paylaşacağımızı ifade ediyoruz. Biz karar verdiğimizde kanunu çıkardık demeyeceğiz ki. Biz Hükümetin sürdürülebilir, şeffaf, işçinin hak ve hukukunu koruyan, işverene ilave bir yük getirmeyen sistemi kurguladığımızda, ha bu sistem olabilir dediğimizde, o zaman işverene de, işçi sendikalarına da, kamuoyuna da tartışmaya açacağız ve ondan sonra olgunlaşırsa, olgunlaştırabilirsek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne götüreceğiz.

“Taslağı Tamamladık, EKK’DA Yeniden Değerlendireceğiz”

Tamamladık. Başbakanlıkta, Ekonomik Koordinasyon Kurulunda yeniden değerlendireceğiz.

Şu anda Başbakanlıkta olan bir hadisinin takvimini benim vermem çok doğru olmaz.

Bir, bunu çok gündemde tutmanın şeyi yok, yani önümüzdeki bir ayın içinde ya kamuoyuyla paylaşarak bunu olgunlaştıracağız ve Meclise getireceğiz veyahut da 40 yıldır beklediği gibi önümüzdeki dönem beklemeye devam edecek.

Tabi, bu kadar zor bir konu, 42 yıl olmuş, 1975. 1975’den bu yana herhangi farklı bir öneri olmadan tarafların bir karşıyız… Şimdi şu anda biz karşıyız diyor sendikalar veya muhalefet. Niye karşısınız? Henüz daha bir öneri sunmadık.

İki, ne öneriyorsunuz? O da yok.

Mevcut sistem sorunlu mu? Evet, sorunlu. Peki, mevcut sistem sorunlu ve yüzde 85 mağdur ise, karşıyız demekle işi çözebilir miyiz? Öneri sunacağız, çözüm üreteceğiz. Biz şimdi bir çözüm olabilecek çalışmayı yapıyoruz, tamamladığımızda kamuoyuyla da, taraflarla da paylaşacağız. Şayet onlar bunu yüzde 90 ya bir çözüm gibi görüyoruz derlerse Parlamentoya götüreceğiz.

Mevcut sistem zaten her halükarda yürüyor. Biz mevcut sistemin mağdurlarını mağduriyetten korumak ve bundan sonra daha hukuki, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kurma çalışmalarını olgunlaştırma gayreti içindeyiz.

“Muhalefeti Ve İtiraz Edenleri Anlamak Mümkün Değil”

Ya muhalefeti anlamak mümkün değil, yani itiraz edenleri anlamak mümkün değil. Az önce dedim ya, ne öneriyorsunuz diye söylediğimizde, mevcut haklarımızdan geri gitmeyiz. Eyvallah, mevcut haklarınızdan geri gitmeyelim de, yüzde 85’in durumu ne olacakla ilgili ne öneriyorsunuz? Mahkemelerde sürünsünler, mağduriyetler devam etsin mi? Yani dolayısıyla ben Türkiye’deki muhalefeti veya bu konuya muhalefet edenleri anlamakta biraz zorlanıyorum.

Esasında muhalefet edenlerin işine geliyor bu yapı, çünkü mağdurları onlar görmüyor, görmek de istemiyor, esas sorun orada. Mağdurları görmüyor, görmek de istemiyorlar, ama kendi sistemleri de bu yüzde 15’le, 20’yle yürüyor, o nedenle de öneri getirmiyorlar.

Bunu çok gündemde tutmanın bir gereği yok, yani önümüzdeki günlerde ya kamuoyuyla paylaşarak tarafların görüşlerini alacağız veyahut da mademki orası da memnun, burası da memnun, herkes memnunsa, biz de memnunuz noktasına gelmek istemiyorum ben şahsen, ama çözüm üretme gayreti yoksa, 40 yıl, 42 yıldır bekliyor, yine bekleyebilir.

Biz zorla dediğimiz dediktir, bizim kanun gücümüz var bunu istediğimiz gibi çıkartırız, bunu başından itibaren asla böyle bir cümle söylemedik. Burada biz sürdürülebilir olduğuna inandığımız, işçinin haklarını koruyan güvenceli ve şeffaf bir yapının taslağını paydaşlarımızla paylaşırız ve onlardan destek alırsak yasalaştırırız, onlardan destek almıyorsak, yani zorla biz metazori yapmayız.

Çalışanın Haklarını Korumak Önceliğimiz

Bakın şimdi yüzde 80’nin hak kaybı olduğu, yeni bir sistem kurguladığın 3 yılda çıkanın ya eski sisteme göre şöyle bir hak kaybı var 20 yıl kalanın da eski sisteme göre şöyle avantajı var: Ya bunlar çok nüanslardır yani burada yüzde 3’lük kayıp var, burada yüzde 5’lik kazanç var, önemli olan yeni yol haritası hakikaten güçlü mü, hakikaten hakları koruyor mu, hakikaten şeffaf mı ve hakikaten sürdürülebilir mi? Şu anda yüzde 85’in olmadığı bir yapıda ben yüzde 80 daha güçlü ve daha sağlıklı yani yüzde 100 demiyorum. Çalışanımızın yüzde 80’nini haklarını bugüne göre yüzde 90 koruyan bir sistemi kurguladığımda bana kim ne derse desin ben başarılı bir iş yapmış sayarım kendimi. Niye? Şu anda yüzde 85’in yüzde 100 kaybettiği bir yapıyı bundan sonra yüzde 90 kazanımlı hale getirdiysen böyle bir sistemin kurgulanmasının arkasında dururum bunu da savunurum. Ama merkeze çalışanın haklarını nasıl kaybederiz değil. Yüzde 80-90 kayıpta olanın ve tamamının bir adım, bir santim geri gitmeden nasıl koruruz’un mücadelesini vererek bir sistem kurgulamaya çalışıyoruz.

“Emeklilerimiz Bayramdan Önce Maaş Alacaklar”

Evet, herhalde dünkü bir gündemimizdi bugün de ilk defa sizlerle paylaşacağız. Tabi ki bayramlar hele hele emeklilerimiz için bayramlar işte çocukları, torunlarını sevindirme şeyi. İnşallah maaşlarını bayramdan önceki günlerde takvimine göre maaşlarını alabilecekler.

“Annelere Yarı Zamanlı Çalışma Bakanlar Kurulu’nda”

Onun çalışmaları büyük oranda tamamlandı biz Çalışma Bakanlığı olarak da Başbakanlığa gönderdik. Bildiğim kadarıyla Bakanlar Kurulunun imzasında yani ben imzaladım Bakanlar Kurulu imzasına çıktı dolayısıyla önümüzdeki günlerde o da yayınlanır diye bekliyorum.

“1 Milyon 190 Bin 313 İstihdam Sağlandı”

Oldukça iyi bir nokta yakaladık ben burada Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza teşekkür ediyorum gerçekten istihdam seferberliği veya bizim çalışma hayatında milli seferberlik dediğimiz yani çok güçlü bir destek verildi. İşveren tarafından iş dünyamızdan da çok müthiş bir sahiplenme oldu. Ben bu anlamda son rakam olarak 1 Ocak’tan Haziran ayına kadar rakamı vereyim, 1 milyon 190 bin 313 kişi istihdam sağlandı.

Bunun 927 bin 434’ü tamamen özel sektör, yani yaklaşık 1 milyona yakını tamamen özel sektör tarafından istihdam edildi ve özel sektörün bu anlamdaki performansına, sahiplenmesine, dinamizmine teşekkür ediyorum. İnşallah böyle giderse 1 milyon daha, yani bir 900 bin daha buradan gelirse ki Türkiye işsizlik oranları yılsonu hedefimiz her zaman söylediğim gibi tek haneli rakamlara inşallah indirmeyi başaracağız.

Çok büyük bir karşılığı oldu, tabii verdiğimiz teşviklerin de şeyi oldu, ama Sayın Cumhurbaşkanımızın bu teşviklerdeki veya vizyondaki sahiplenmesi ve birebir takip ediyor olması, bu performansı gerek bakanlık olarak bizim, gerek bizim kurumlarımızın, gerekse işverenin bu rakamlardaki motivasyonuna çok büyük katkısı oldu, ben tekrar teşekkür ediyorum.

Tabii burada işbaşı eğitimler bizim önemli, 136.184’ü işbaşı eğitimlerden, 126.695 de toplum yararına çalışmadan, 1.190.313 rakamını yakaladık. İnşallah özel sektör 1,5 milyon, 1 milyon 600 binleri yakalayacak. Biz özel sektörün yanındayız.

Tabii özellikle dün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu özellikle genç işsizlerle ilgili çok afaki rakamlar verdi. Burada tabii genç işsizlikle ilgili Türkiye’nin bir sorunu var, ama rakamlarla çok oynamamak lazım, afaki rakamlar vermemek lazım.

Bir de, Türkiye’nin motivasyonunu olumsuz etkileyecek cümleler muhalefete yakışmaz, yaramaz da. Dün dedi ki; 4 milyon genç işsiz var. Rakamı kim ona verdiyse muhtemelen yanlış rakam verdi. İstihdamda bizim genç çalışanımız istihdamız 4 milyon 845 bin kişiye ulaştı bizim. Şayet bu rakamı verdilerse, bunlar işsiz olanlar değil çalışanlar. İşsiz olan o yaş grubunda genç işsizler sayımızla 1 milyon 127 bin. Ben bu 1 milyon 127 bini küçümsemiyorum, bu da önemli bir rakam.

Ama 4 katı, yani matematik bu kadar olmaz, hani 1,5 milyon dese anlarım. Ama 4 milyon dediği zaman o zaman muhtemelen istihdamda olanları söylüyor. Bu şekildeki bir muhalefetin de Türkiye’deki gençlerin veya insanlarımızın motivasyonunu bozmanın dışında bir faydası yok, CHP’ye de faydası yok. Tam aksine biz özgüveni olan, motivasyonu olan ve geleceğe umutla bakan bir toplumuz. Şimdi yeni eylem planımızda genç işsizlerimizle ilgili eylem planı hazırlıyoruz ve biz istiyoruz ki yüzde 90’ı çok iyi eğitimli ve nitelikli gençler. Bu nitelikli gençlerden biz istihdamda daha güçlü istifade etmeliyiz, daha güçlü yararlanmalıyız. Şimdi bu genç istihdamına ayrı destekler vereceğiz, ayrı eylem planı hazırlıyoruz. İnşallah ay sonu bu eylem planıyla üç tane yerden farklı istihdam pencereleri açarız. Bir; genç işsizlerle ilgili daha güçlü istihdam. İki; kadın istihdamına daha güçlü kadın istihdamı. Üç; engelli ve dezavantajlı grup istihdamını daha güçlü başarabilecek yol haritalarını çalışıyoruz. İnşallah bir başka programda ay sonuna doğru bunları da açıklamak size-bize nasip olur.

“Büyükanne Projesi Büyük İlgi Gördü”

Şu anda onunla ilgili ilave bir cümleyi Ekim ayına kadar söylemeyeceğiz, çünkü 6 aylık periyottaki verimliliği pilot uygulamanın bunun analizlerini yapıp sonra o analizlerden gelen rapora göre yol haritasını Hükümetimize sunacağız. Ona göre yani o konu şu anda pilot uygulama…

Tabi projenin artıları ne, eksileri ne, devam ederse nasıl devam etmeli? Bunları bugün için çünkü Mart ayında başladık henüz daha sağlıklı veri elimizde yok. Evet, kamuoyunda büyük bir ilgi gördü, memnuniyet var, talep var, ama yaptığımız işin verimliliğine, sürdürülebilirliğine bakmamız lazım. Onu değerlendireceğimiz takvim Ekim ayı.

Ana Gündemimiz Genç, Kadın Engelli İstihdamı Olacak

Yok özellikle bizim şu anda özellikle genç istihdamı, kadın istihdamı, engelli ve dezavantajlı istihdamı bundan sonraki ana gündemimiz.

Bu Ülkede En Büyük Güç Millettir

Bir defa bu sistem Türkiye’nin geleceği adına müthiş bir istikrar ve güven sistemi oldu. Ben şundan eminim: O akşam daha teşekkür konuşması yaparken Bursa’da bir bu sisteme bugün evet dememiş hayır demiş olanlar bir yıl sonra, beş yıl sonra, on yıl sonra şu cümleyi söyleyecekler: Keşke ben de evet demiş olsaydım. Çünkü burada bu sistem milleti merkeze alıyor, bundan sonra bu ülkede en büyük güç millettir.

Milletin güçlü olduğu, güçlü olarak yetki verdiği, yetkiyi de istediği zaman aldığı takvim çerçevesinde. Bundan sonra Türkiye’de istikrarsızlık olmayacak, bundan sonra milletin kaderiyle oynayan kapalı kapılar arkasında oynayabilenler artık olmayacak. İki de bir demokrasi varmış gibi senaryolarla milli iradenin ümüğünü istediğim zaman sıkabilirim diyen güçler artık yok. Artık milli irade kimi indirecekse indirecek, kimi getirecekse getirecek ve gelecek olan hedeflerine benim büyük hedeflerim var o büyük hedeflerine onu kim taşıyacaksa onu getirecek. Başarıyorsa arkasında duracak başaramıyorsa da hadi güle güle kardeşim diyecek. Dolayısıyla, bu sistem tarihi bir dönüşümdür ve inşallah Rabbim ömür verirse bir beş yıl sonra, on yıl sonra bu sistemin Türkiye’yi nerelere götürdüğünü biz özellikle AK Parti kendi dönemimizde bize yaşatılan dolayısıyla, millete yaşatılan olağanüstü bedellerin artık bu ülkede olmayacağını milletimiz de şahit olacak, görecek ve yaşayacak.

“Yapılandırma Yapanlar Takvime Uysunlar”

Bir şeyle ilgili yapılandırma şeyimiz çıktı. Yapılandırmaya vatandaşlarımız yapılandırma yapanlar takvimine uysunlar, borcu olanlar da yeni yapılandırmadan mutlaka istifade etsinler. Devlete borçlu olmak onlara yüktür, biz de onlara her türlü kolaylığı sağlarız.